Bisiklet Turu
Kanada'nın Vancouver şehrinden başlayıp Pasifik kıyısından Meksika sınırına uzanan yaklaşık 3500 km'lik bir bisiklet turu hikayesi.
19 Ekim 2026 Pazartesi
1. Etap: Yola çıktık, yağmur da bizimle çıktı
9 Ağustos 2017 Çarşamba
Vancouver’dan San Diego’ya: Pasifik Kıyısında 3.500 km
Bir arkadaşım “Meksika’ya bisikletle gideceğim” dedi. Benim cevabım aşağı yukarı şuydu: “Çıldırmış olmalısın. Böyle bir geziye yalnız gidemezsin; mutlaka benim de katılmam gerek.” Öyle de oldu. 😃
Başlangıç: 24 Eylül 2011, Vancouver, Kanada.
Bitiş: San Diego’da Meksika sınırının ABD tarafı.
Yol arkadaşım: Philip.
Toplam: Çevre gezileri, patikalar ve şehir içi sürüşlerle birlikte yaklaşık 3.500 km.
Güzergâh: Ağırlıklı Highway 1 ve US-101; yer yer bisiklet yolları ve patikalar. Karadaki bütün yolculuk bisikletle, su geçişleri feribotla.
Akçay’dan Vancouver’a uzanan fikir
Sene 2010. Üniversiteden yeni mezun olmuşum; kendimi geliştirecek, biraz da yurt dışı tecrübesi kazandıracak fırsatlar ararken kendimi Vancouver’da bir iş stajında buldum. Okuldan İsviçreli arkadaşım Philip bir gün yapmayı düşündüğü bisiklet yolculuğundan bahsetti. Benim de çocukluğumda Akçay, Balıkesir’de yaptığım küçük ama çok eğlenceli turlar aklıma geldi.
Fikir güzeldi. Mesafe ise çocukluğumdaki turlara pek benzemiyordu.
Mesai bitince antrenman başlıyordu
O dönemde 09.00–17.00 çalışıyordum. Hazırlık için zamanım kısıtlıydı. Akşam eve gelir gelmez arkadaşımdan aldığım ikinci el bisikletle Vancouver’ın inişli çıkışlı bisiklet yollarında bir–iki saat antrenman yapıyordum. Hafta sonları daha zorlu tırmanışlar ve doğa yürüyüşleri vardı.
Hayatımın her döneminde bir sporla ilgilenmiştim ama bu başka bir şeydi. Özellikle günübirlik tırmanışları yüklü bisikletle denemeye başlayınca gözüm korktu. Yokuş aynı yokuştu; arkamdaki heybeler ise meseleye yepyeni bir yorum getiriyordu.
Waterproof ile water resistant arasındaki uçurum
Philip tura uygun, çok şık bir bisiklet almıştı. Ekipmanları waterproof, benimkiler çoğunlukla water resistant idi. Aradaki farkı ilk günlerden öğrenmek biraz acı oldu.
Bir yıla yakın çalışıp biriktirdiğim parayla, özel sponsorlarım ailem ve Leyla kuzenimin desteğiyle hazırlıkları tamamladım. Kendilerine buradan bir kez daha selam olsun. 😃
Etiketteki iki kelime arasındaki farkı, yağmur altında bütün vücudunuzla öğrenebiliyorsunuz.
“Suya dayanıklı” bir ürün ile “su geçirmez” olarak tasarlanmış bir ürün aynı şey değil. Çantanın dikişleri ve kapanışı da önemli. Benim için bu ayrım katalog bilgisi olarak kalmadı; turun ilk günlerinin başlıca derslerinden biriydi.

24 Eylül: güneye doğru
24 Eylül 2011’de Vancouver’dan yola çıktık. Çok sıcak ya da çok soğuk olmayan bir dönemi yakalamayı umuyorduk. Biz güneye indikçe hava ısınacak, takvim ilerledikçe mevsim serinleyecekti. Kâğıt üzerinde güzel plan.
Sonra kuzeyde dört gün durmayan, feribot seferlerini bile iptal ettiren yağmurla karşılaştık. Turun ilk dört gününde hayattan bezdiğim anlar oldu. Sonrasında ise yolculuğun havası da bizim havamız da değişti.
Bisiklet, kitap ve biraz inat
Bisikletim başlangıçta düz gidonluydu. Biraz da özentiden kendime ihtiyaç uydurup aşağı kıvrılan yol bisikleti tipi gidon aldım. Bunun için başka parçaların da değişmesi gerektiğini baştan bilseydim, belki o masrafın gereksiz olduğunu kabul ederdim.
Arka lastiğe ayrıca önem verdim. Yükü taşıyacak diye yaklaşık 40 dolarlık, patlamaya karşı dayanıklılık iddiası olan bir Continental lastik aldım. Ön lastiği de değiştirmek isterdim ama bütçem yetmedi; üzerindekiyle devam ettim.
Rotamızı önceden kabaca hazırlamış, konaklayacağımız yerleri düşünmüştük. Yanımızda Bicycling the Pacific Coast kitabı vardı. Kamp alanları ve yol üzerindeki ihtiyaç noktaları için güzel bir yardımcıydı. Telefonlardaki uygulamalar da hazırlığın bir parçasıydı.
Plan 100 kilometreydi; yolun başka planları vardı
Başlangıçta günlük ortalama 100 kilometre hedefliyorduk. Ama yolculuk yalnızca bir noktadan diğerine gitmekten ibaret kalmadı. Bazı yerlerde bir–iki gece kaldık, çevreyi bisikletle gezdik, ara yollara ve patikalara girdik. San Francisco ve Los Angeles’ta fazladan konakladık.
40 gün olarak düşündüğümüz tur yaklaşık 45 güne yayıldı. Toplamı da bu çevre gezileri ve kayda girmeyen günlük sürüşlerle birlikte yaklaşık 3.500 kilometre olarak hatırlıyorum. Bu sayı kesintisiz bir GPS ölçümü değil, yolculuğumuzun yaklaşık toplamı.
Ana omurgamız Highway 1 ve US-101 oldu. Bisiklet yollarının ana yoldan ayrıldığı yerler de vardı. Karada otobüs kullanmadık; bütün yolculuğu bisikletlerimizle yaptık.
Yolda yalnız değildik
Ailemin desteğini ayrıca anlatmam gerek. Dile kolay: Kanada’dan Meksika sınırına kadar bisiklet süreceksin, haftalarca çadırda kalacaksın. Konuyu ilk açtığım andan itibaren arkamda durdular. Vancouver’da edindiğim arkadaşlarım da desteklerini esirgemedi. Joylin ve Nico’ya da buradan selamlar.
Yolun kendisi kadar, yolda karşılaştığımız insanlar da bu hikâyenin parçası oldu. Bir sofra, bir davet, yağmurdan korunabileceğimiz bir köşe… Mesafeyi kilometreyle ölçüyorsunuz ama aklınızda kalanların çoğunun birimi başka.
Son durak: sınırın bu tarafı
Turu San Diego’da, Meksika sınırının ABD tarafında bitirdik. Tijuana’ya geçmemiz tavsiye edilmediği için Meksika’ya girmedik. Eski yazının başlığında Tijuana geçiyordu; hikâyenin doğru bitiş noktası bu.
Bu blogda yolculuğun hazırlıklarını, yolda öğrendiklerimi ve günlüklerimi bir araya getiriyorum. Umarım benim yaşadığım bu keyifli tecrübe size de biraz yola çıkma isteği verir.
22 Ekim 2012 Pazartesi
Tur Bisikleti Seçimi: Pahalı Olması Şart mı?
Turda iki şey çok önemliydi: geceleri içine girdiğim çadır ve günün büyük bölümünü üzerinde geçirdiğim bisiklet. İkincisinin pahalı olması şart değildi; benimki ikinci eldi.
Benim başlangıcım: ikinci el bir bisiklet
Turda büyük bütçe ayırabildiğim şeylerden biri bisiklet değildi. Arkadaşımdan ikinci el aldım, üzerinde değişiklikler yaptım ve onunla yola çıktım. Uzun süre kullanmak üzere tur bisikleti almak elbette başka bir seçenek; benim hikâyem, başlamak için mutlaka en pahalı modele ihtiyaç olmadığının bir örneği.
Bisikletin düz gidonunu, aşağı kıvrılan bir gidonla değiştirdim. Farklı tutuş pozisyonlarını sevdim ama bunun yalnızca gidon değişimi olmadığını, başka parçaların da masrafa katıldığını hazırlık sırasında gördüm.
İlk bakacağım şey: üzerinde nasıl hissettiğim
Vitrinde güzel duran bir bisikletle, saatler sonra hâlâ rahat hissettiğiniz bisiklet aynı olmayabilir. Kadro ölçüsü, gidona uzanış ve sele ayarı bu yüzden benim için listenin başında. Satın almadan önce denemek, mümkünse turda taşıyacağınız yükle bir prova sürüşü yapmak çok değerli.
Bugün kontrol listemi böyle kurardım
- Yokuşta hafif bir vites: Yalnızca toplam vites sayısına bakmak yerine yüklü bisikletle tırmanmayı kolaylaştıran düşük dişli oranını önemserdim.
- Lastik ve tekerlek: İncelik tek başına ölçüt değil. Yolun zemini, taşınan yük, konfor ve lastiğin kadroyla uyumu birlikte değerlendirilmeli.
- Sele: Dar, geniş, deri ya da jel; evrensel bir kazanan yok. Sürüş pozisyonunuza ve size uygun olanı uzun bir deneme sürüşünde değerlendirin.
- Frenler: Disk ve jant frenlerinin farklı avantajları var. Benim için asıl konu yüklü bisikleti güvenle durdurmaları, bakımlarının yapılması ve kullanılan sisteme uygun yedeklerin bulunması.
- Bagaj bağlantıları: Çantaları nasıl taşıyacağınızı, bagajın ve bisikletin yük sınırlarını satın almadan önce düşünün.
- Gidon: Uzun sürüşte el ve vücut pozisyonunu değiştirebilmek benim hoşuma gitti. Dönüşüm yapacaksanız parçaların uyumunu bir bisikletçiyle kontrol edin.
- Çamurluk: Yağmurlu bir tur düşünüyorsam görünüşten önce işlevine bakarım. İlk günlerdeki yağmurdan sonra buna itirazım kalmamıştı.
Parayı nereye harcardım?
Ben arka lastiğe bütçe ayırmıştım; öndekini değiştirmeye param yetmediği için üzerindekiyle devam ettim. Buradan çıkardığım ders, her parçayı aynı anda yükseltmek yerine gerçekten ihtiyaç duyduğum noktaları seçmek. Bakımsız bir bisiklete pahalı aksesuar eklemek, hazırlığı tamamlamış olmak anlamına gelmiyor.
En iyi tur bisikleti sorusundan önce, “Bu bisikletle günlerce yol almak bana nasıl hissettiriyor?” sorusunu sorardım.
Yüklü bir hafta sonu provası; seleden çanta düzenine, frenlerden yokuşta kullanacağınız vitese kadar pek çok şeyi yola çıkmadan gösterir. Benim hazırlık antrenmanlarımın en öğretici kısmı da bisikleti gerçek yüküyle kullanmaktı.
Teknik notlar için ek okuma: REI — Tur bisikleti seçimi.
Bisiklet Turuna Ne Zaman Çıkmalı? Mevsimin Peşinden Güneye
Bir turun tarihini seçerken yalnızca ilk günün havasını düşünmek yetmiyor. Siz yol alırken hem bulunduğunuz yer hem mevsim değişiyor.

Biz neden eylülü seçtik?
Philip’le 24 Eylül 2011’de Vancouver’dan yola çıktık. Düşüncemiz basitti: güneye indikçe daha sıcak bölgelere ulaşacaktık; günler geçtikçe de sonbahar ilerleyecekti. Böylece çok bunaltıcı ya da çok soğuk olmayan bir yolculuk yapmayı umuyorduk.
Bu düşünce planımızın temeliydi. Hava durumuyla yapılmış bir anlaşma değildi. Nitekim turun başında dört gün süren yağmurla karşılaştık; feribot seferleri bile iptal oldu.
Takvimde güzel görünen bir tarih, yağmurluğun yerini tutmuyor.
Başlangıç kadar sonraki haftaları da düşünün
Uzun bir turda ilk günkü sıcaklığın haftalar boyunca süreceğini varsaymak kolay. Oysa bir ay sonra yüzlerce kilometre uzakta olacaksınız. Hem başlangıç noktasının hem de ilerleyen etapların mevsim koşullarını değerlendirmek gerekiyor.
Önceki yazımda güneye gidiş için eylülü, kuzeye gidiş için mayısı oldukça kesin önermiştim. Bunları her rota için geçerli bir kural olarak okumamak gerek. Bizim Pasifik kıyısı yolculuğumuzda eylül, tercih ettiğimiz başlangıç zamanıydı.
Tarih seçerken masaya koyacağım beş soru
- Hangi yönde gidiyorum? Başlangıç ve bitiş noktalarını, aradaki iklim farkını birlikte değerlendirin.
- Kaç hafta yoldayım? Yalnızca çıkış haftasını değil, turun son haftalarını da hesaba katın.
- Yağmurda planım ne? Eşyaları kuru tutma, konaklama ve gerekirse bekleme seçeneklerini düşünün.
- Konaklama yerleri açık mı? Kamp alanlarının sezonu, doluluk durumu ve feribot tarifeleri hazırlığın parçası.
- Takvimde boşluk var mı? Dinlenmek, hava yüzünden beklemek ya da sevdiğiniz bir yerde bir gece daha kalmak için pay bırakın.
Bizim takvimimiz yolda esnedi
40 günlük plan, San Francisco ve Los Angeles’ta yaptığımız fazladan konaklamalar ve yolun getirdikleriyle yaklaşık 45 güne yayıldı. Bazı duraklarda bir–iki gece kaldık, çevre turları yaptık. Bana göre bunlar turun dışına taşan günler değil, turun ta kendisiydi.
Çalışırken veya okurken istediğiniz tarihte yola çıkmak her zaman mümkün olmuyor. Seçebildiğiniz tarihin şartlarına hazırlanmak ve dönüş gününe kadar bütün takvimi sıkıştırmamak, “mükemmel ayı” beklemekten daha işe yarayan bir yaklaşım.
Bisiklet Turu Malzeme Listesi

Kontrol listem / My checklist
Yukarıdaki İngilizce listeye ek olarak, kendi turumdan öğrendiklerimle hazırladığım listeyi aşağıya koydum. Kutuları işaretleyerek hazırlığını takip edebilirsin. Below is my own checklist, based on what I learned on the road. Tick the boxes as you pack.
Türkçe kontrol listesi9 bölüm · 81 madde
01 Bisiklet ve aksesuarlar
Yolun yükünü taşıyacak olan
02 Çantalar ve su yalıtımı
Islanan çanta, ıslak uyku tulumu demek
Oğuzhan’ın notu: Philip’in çantaları su geçirmezdi, benimkiler “suya dayanıklı”. Bu iki kelime arasındaki farkı ilk dört günün yağmurunda bütün vücudumla öğrendim. Telefonunu kilitli poşete koyan Philip’e güldüm; birkaç gün sonra hak verdim.
03 Tamir ve bakım seti
Yolda bisikletçi her zaman yakın değil
04 Kamp ve uyku
Günün sonunda dünyanın en rahat yeri
05 Mutfak ve yemek
Bütün gün pedal çevirdikten sonraki yemek kadar güzel bir şey yok
Oğuzhan’ın notu: Rakunlar geceleri masada bıraktığınız her şeyi yer. Yiyecekleri kapalı bir torbada, mümkünse çadırdan uzakta sakla.
06 Kıyafet
Az ama doğru parça; hepsi hızlı kurusun
07 Kişisel bakım ve ilk yardım
Küçük çantada büyük rahatlık
08 Elektronik ve yol bulma
Şarj her zaman sorun
09 Belgeler ve para
Kilitli poşette, tek bir yerde
Oğuzhan’ın notu: ABD’deki kamplarda çamaşır makineleri ve bazı duşlar çeyrek dolarla (quarter) çalışıyordu. Her markette bozuk para biriktirmeyi alışkanlık edin.
English checklist9 sections · 81 items
01 Bike and accessories
The machine that carries it all
02 Bags and waterproofing
A wet bag means a wet sleeping bag
Oğuzhan’s note: Philip’s bags were waterproof; mine were “water resistant”. I learned the difference between those two words with my whole body in the first four days of rain. I laughed at Philip for putting his phone in a zip-lock bag; a few days later I knew he was right.
03 Repair and maintenance kit
A bike shop is not always nearby
04 Camping and sleep
At the end of the day, the best place in the world
05 Kitchen and food
Nothing beats dinner after a full day on the bike
Oğuzhan’s note: Raccoons will eat anything you leave on the table at night. Keep food in a closed bag, ideally away from the tent.
06 Clothing
Few but right pieces, all quick-drying
07 Personal care and first aid
A small bag, a lot of comfort
08 Electronics and navigation
Charging is always the problem
09 Documents and money
In a zip-lock bag, all in one place
Oğuzhan’s note: At US campgrounds the washing machines and some showers ran on quarters. Make a habit of collecting coins at every grocery stop.
Sayfayı yenilediğinde işaretler sıfırlanır. Ticks reset when you reload the page.
21 Ekim 2012 Pazar
Bir İnsan Bisiklet Turuna Neden Çıkar?

Ben mesela üstteki manzarayı görebilmek ve o karenin içinde olabilmek için çıkmışım yola bunu çok sonradan farkettim tabi. Bir de bütün gün pedallayıp sonrasındaki yemekler yok mu!! Ahh ahh kendimi zor tutuyorum yollara geri dönmemek için. Uyku da önemli tabi dünyanın en rahatsız çadırında en rahatsız uyku tulumunun içinde sanki cennete gibi mışıl mışıl uyuyorsunuz.
Şimdi ben kim oluyorum da size bisiklet turlarıyla ilgili bilgiler veriyorum...
Ben daha önce bir çok günübirlik bisiklet turlarına çıktım bazen yalnız bazen arkadaşlarımla birlikte. Ama size bu blogda Kanada'dan Meksika'ya 40 günü aşkın bir sürede yaklaşık 3500 km'lik mesafe katettiğim bisiklet turumdan edindiğim tecrübelerden bahsedeceğim.
Ben Oğuzhan Şeker, kendimi bildim bileli bir şeyler kullanmayı-sürmeyi çok sevdim hep. Çocuktum, oyuncak arabalarla başladım sonra yanda gördüğünüz bisikletle devam ettim derken araba, uçak, tekne ne varsa sürdüm. Yeni biten askerliğimi bile ulaştırma eri olarak yaptım. Ancak beni en çok cezbeden özgür hissettiren her daim bisikletler oldu. Bisiklet bana üstü açık bir arabadaki havayı, uçan kuşlardaki özgürlüğü ve yokuş aşağı boşta giden bir arabanın yakıt tasarrufunu verdi. Başarma duygusunu en çok bir turu tamamladıktan sonra dönüp baktığımda tattım. Üniversiteyi bitirdiğimde verdikleri diploma dahi beni günlerce aldığım yoldan sonra hedefime vardığımki kadar mutlu edemedi. Beni daha önce bisiklet turlarına çıkan arkadaşların bu yazıyı okurken çok iyi anlayacaklarına eminim. Planlayan arkadaşlar da umarım gerçekleştirdikten sonra dönüp aaa evet diyeceklerdir.Bisiklet turuna insan özgürlüğü tatmaya çıkar belki de biraz kendini kendine kanıtlamaya. Form tutmaya, sigarayı bırakmaya, alkolden uzaklaşmaya, kız arkadaşından uzaklaşmaya ve en önemlisi şehir hayatından uzaklaşıp yeni insanlar tanımaya.

İnsanların taktirini aldım ve dönüp baktığımda evet ben bunu yaptım her ne kadar manyakça bir şey olsa da yaptım diyebiliyorum. Bu tur bana ''başlamak bitirmenin yarısıdır'' sözünün ne kadar da doğru olduğunu öğretti. Çilek tarlasının kokusunu öğretti, deniz aslanlarının nasıl çifleştiğini öğrenmek için Discover Chanel izlmemin gerekmediğini, arabayla çıkılan turlarda aslında ne kadar da hiçbir şey göremediğimi öğretti.
Bir insanın bisiklet turuna çıkması için inanın o kadar çok sebep var ki bunları ben anlatarak bitiremem. Bence siz de kendi sebeplerinizi keşfetmeniz için çıkıp bu duyguyu tatmanız gerekli...