Her hikâyenin bir başlangıcı vardır; bu hikâyeninki pedaldan bir gün önce, 23 Eylül 2011’de Vancouver English Centre’da başladı. O gün oradaki son iş günümdü. Ekip arkadaşlarım beni uğurlamak için ofisi süslemişti: kocaman bir “GOODBYE OG!” pankartı, mavi balonlar, bir de Türk bayrağı. Pankartın köşesine rotamızı bile yazmışlardı: Vancouver’dan San Diego’ya.

- 24 Eylül · 1. günVancouver → Horseshoe Bay → Roberts CreekLions Gate Köprüsü’nden şehre veda, Horseshoe Bay’de feribot öncesi pizza, Langdale feribotu. Gece: Roberts Creek’te marketin yanındaki kamp alanı (il parkı kapalıydı).
- 25 Eylül · 2. günRoberts Creek → Earls Cove → Saltery BayKendi pişirdiğimiz ilk kahvaltı, sonra bütün gün yağmur ve Earls Cove–Saltery Bay feribotu. Gece: Saltery Bay’de su bulamayınca duşlu bir kampa geçtik; 1 dolara 7,5 dakika duş.
- 26 Eylül · 3. günSaltery Bay → Powell RiverFırtına yüzünden feribotlar iptal; Rocky Mountain Bakery’de 6 saat bekleyiş. Gece: terminalin yanındaki kamp, üstü kapalı bir köşe ve 1 dolara 4 dakika sıcak su.
- 27 Eylül · 4. günPowell River → Comox (feribot)Sabah 07.45 feribotu çalıştı; kahvaltı çilekli, kremalı waffle. Vancouver Adası ve 2. etap başlıyor.
| Vancouver → Roberts Creekferibot hariç | 42 km | ↑ 430 m | ↓ 410 m |
| Roberts Creek → Saltery Bayferibot hariç | 68 km | ↑ 1000 m | ↓ 1000 m |
| Saltery Bay → Powell River | 31 km | ↑ 390 m | ↓ 410 m |
| Etap toplamı | 141 km | ↑ 1820 m | ↓ 1820 m |
Yolda günlük GPS kaydı tutamadım: 2011’de powerbank diye bir şey pek yoktu ve GPS kaydı açıkken telefonun şarjı bir saat içinde bitiyordu, bu da turun genel kaydını imkânsız hale getirirdi. Bu yüzden bu değerler, telefonumdaki konum noktalarından yeniden çizdiğim rota boyunca Google Haritalar bisiklet yol tarifinden alınmış yaklaşık değerlerdir. Google’ın rotayı başka yollara saptırdığı birkaç günde mesafe kendi rotamdan, tırmanış ise yükselti modelinden hesaplandı. Feribotla geçilen kısımlar dahil değildir.


24 Eylül · Heybeler takılınca
24 Eylül 2011 sabahı asıl yolculuk Vancouver’da bir evin merdivenlerinin önünde başladı. İki bisiklet, dolu heybeler, Philip ve ben.
Philip yola çıkmadan önce telefonunu büyük bir özenle kilitli bir poşete yerleştiriyordu. Ben de kenardan bakıp “Bu İsviçreli de amma abartıyor” diye düşünüyordum. Biraz Türk mantığı işte: aman ne olacak ki! Fotoğraflara dikkatli bakarsanız farkı siz de görürsünüz: Philip’in çantaları tepeden tırnağa su geçirmez, benimkiler ise “suya dayanıklı”. Bu iki kelime arasındaki farkı birkaç gün içinde bütün vücudumla öğrenecektim ama o sabah henüz haberim yoktu :)
Bu iki kelime arasındaki farkı birkaç gün içinde bütün vücudumla öğrenecektim.


Şehir merkezinde son fotoğraflarımızı çektirdik. Üzerimde Fenerbahçe forması vardı. Kanada'nın ortasında sarı-lacivert! Yoldan geçenler ne düşündü bilmiyorum ama ben gayet ciddiydim.

Sonra Lions Gate Köprüsü... Köprünün üstünden Vancouver limanına son bir kez baktım. Neredeyse bir yıl yaşadığım şehri bisikletle arkamda bırakmak tuhaf bir duyguydu: biraz hüzün, biraz heyecan, biraz da "Biz ne yapıyoruz yahu?"

İlk ders de hemen geldi: Akşamları yüksüz antrenman yaptığım bisiklet, çantalar takılınca bambaşka bir bisiklete dönüşmüştü. Beklediğimden çok daha ağırdı. Yokuşlar mı? Yokuşlar resmen işkenceydi. Ama planımız belliydi: Horseshoe Bay'den feribota binecek, ilk geceyi Roberts Creek civarında geçirecektik. Feribotun penceresinden görünen manzara bütün yorgunluğa değdi.


Roberts Creek’e vardığımızda hava kararmıştı ve kalmayı planladığımız il parkı kapalıydı. Karanlıkta, yorgun argın kamp yeri aramak... Neyse ki şans yüzümüze güldü; marketin hemen yanında güzel bir kamp alanı bulduk. İşte hayatımın ilk tur gecesi, ilk tur çadırı: biraz yeşil, biraz parlak ve epey gururlu.


25 Eylül · Yağmur ve bozuk para hesabı
Sabah marketten alışveriş yapıp ilk kahvaltımızı kendi ellerimizle pişirdik; hiç de fena olmadı. Tam bitirmiştik ki yağmur başladı. Her şeyi apar topar toplayıp bir sonraki feribota yetişmek için yola koyulduk. Bütün yol yağdı. O gün telefonuma şunu yazmışım: “İlk kamp, ilk yağmurlu gece. Görünüşe göre sonuncusu olmayacak.” Ne kadar da haklıymışım!


Saltery Bay’de çadırı kurduk ama ne yemek pişirecek ne de duş alacak su bulabildik. Topladık, başka bir kampa geçtik. Orada duş 1 dolara 7,5 dakikaydı. Makinenin nasıl çalıştığını çözmem beş dakikamı aldı; yani aslında soğuk duş aldım. Ama o son iki dakika... İki günlük yoldan sonra iki dakikalık sıcak su, inanın bana, dünyanın en güzel iki dakikasıydı.
26 Eylül · Altı saatlik fırın molası
Powell River’da Rocky Mountain Bakery’ye sığındık. Yemekler harika, fiyatlar normal, çalışanlar çok tatlıydı. İyi ki de öyleydi, çünkü orada tam altı saat oturduk! Fırtına yüzünden feribot seferleri iptal olmuştu. 16.00 feribotunu bekledik, olmadı. 16.15’i bekledik, o da olmadı.
Bu yağmurlu günlerin birinde kırmızı bir duvarın önünde mola verdik. Philip yağmurun altında iki başparmağı havada poz verirken ben de kilometre saatinin fotoğrafını çekiyordum. O günün karnesi: 53,5 km, ortalama 14 km/sa ve en yüksek hız 53,8 km/sa. Evet, yüklü bisikletle, ıslak yolda, yokuş aşağı 53,8! Annem okumasın :)


O gün karşıya geçemeyince terminalin hemen yanındaki kamp alanında kaldık. Sahipleri öyle iyi insanlardı ki çadırımızı kurmamız için üstü kapalı bir yer verdiler. Günlerdir yağmur yiyen biri için bunun ne demek olduğunu anlatmak zor. Sonunda biraz kuruyabildik: ayakkabılarımız, çoraplarımız ve evet, iç çamaşırlarımız da. 1 dolara 4 dakika sıcak su yine bir lüksütü.



Bu arada bir itirafım daha var: bisikletimin arkasında plakam bile vardı. Sarı zemin üzerine lacivert harflerle "OGseker10, Vancouver, Canada". Kanada'nın ortasında sarı-lacivert ikinci kez! Arabalar arkamdan gelirken en azından kimi ezmek üzere olduklarını bilsinler istedim :)



27 Eylül · Sonunda karşı kıyıya
27 Eylül sabahı, saat 07.45. Hava nihayet normale dönmüştü ve feribotlar çalışıyordu. Feribot tıklım tıklımdı, kahvaltımızı orada yaptık. Benim tercihim çilekli, kremalı bir waffle oldu; yanında da bir çikolatalı kurabiye. Fişi hâlâ saklıyorum, üzerinde 27 Eylül 2011 yazıyor.
Önümüzde uzun bir gün vardı: Vancouver Adası’nda güneye doğru pedal çevireceğimiz ilk gün. Hava durumu rüzgârın güneyden eseceğini söylüyordu. Yani rüzgâr da tam karşımızdan... Ne şans! :)

İtiraf edeyim, bu ilk dört günde hayattan bezdiğim anlar oldu. Ama dönüp baktığımda, insan en çok şeyi ilk günlerde öğreniyor: su geçirmez ile suya dayanıklı arasındaki farkı, iki dakikalık sıcak suyun değerini ve size kuru bir köşe açan yabancıların iyiliğini. Feribot iskeleden ayrıldığında biz hâlâ yoldaydık; önümüzde Vancouver Adası vardı.
- Gece kaldığımız yerler: Roberts Creek (il parkı sezon dışı kapalıydı, yakınındaki kamp alanı), Saltery Bay çevresinde duşlu bir kamp (il parkında su yoktu), Powell River’da terminal yanındaki kamp. Bugünkü durumları için: Nerede kaldık?
- 2011’de duş fiyatları: 1 dolara 7,5 dakika, 1 dolara 4 dakika. Bozuk para her şeydir.
- Yoldan çıkan ders: Feribotlar havaya bağlı. Takvime mutlaka bir yedek gün koyun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder