Mendocino'dan sonra artık tek bir hedef vardı: San Francisco. Oraya varmadan önce 9 dolara bir "saray"da kaldık, sisin içinden çıkan kırmızı bir köprünün üstünden geçtik ve turda ilk kez bir hostel yatağına uzandık. Bisikletle bir şehre girmek kolaymış; asıl zor olan, o şehirde parasız kalmamakmış. Söyleyeyim: Başaramadım :)

- ManchesterMacKerricher → Manchester KOAEyalet parkı kapalı; KOA'da hiker-biker alanı 9 dolar. Gece: jakuzi, ücretsiz mutfak ve ortak kamp ateşi.
- Kıyı yoluManchester → Wrights BeachYol üstünde market ve sandviç molası. Gece: Wrights Beach.
- Golden GateWrights Beach → Sausalito → San FranciscoSausalito, sis ve Golden Gate. Gece: Amsterdam Hostel.
- San FranciscoŞehirde günlerIn-N-Out, teleferik tramvaylar, Pier 39'un deniz aslanları, Hard Rock Cafe ve Hooters'ta 90 dolarlık bir ders.
| MacKerricher → Manchester | 66 km | ↑ 540 m | ↓ 530 m |
| Manchester → Wrights Beach | 103 km | ↑ 860 m | ↓ 880 m |
| Wrights Beach → San Francisco | 132 km | ↑ 910 m | ↓ 870 m |
| Etap toplamı | 301 km | ↑ 2310 m | ↓ 2280 m |
Yolda günlük GPS kaydı tutamadım: 2011’de powerbank diye bir şey pek yoktu ve GPS kaydı açıkken telefonun şarjı bir saat içinde bitiyordu, bu da turun genel kaydını imkânsız hale getirirdi. Bu yüzden bu değerler, telefonumdaki konum noktalarından yeniden çizdiğim rota boyunca Google Haritalar bisiklet yol tarifinden alınmış yaklaşık değerlerdir. Google’ın rotayı başka yollara saptırdığı birkaç günde mesafe kendi rotamdan, tırmanış ise yükselti modelinden hesaplandı. Feribotla geçilen kısımlar dahil değildir.
Manchester KOA · 9 dolara saray
Manchester State Park kapalı çıkınca KOA'ya yöneldik. Hiker-biker alanı için bize özel bir fiyat verdiler: 9 dolar. Karşılığında jakuzi, ücretsiz mutfak, ücretsiz ocak ve çamaşır makinesi. Gece de herkesin toplandığı ortak bir kamp ateşi yakıldı; birkaç biranın eşliğinde çok güzel geçti. Hiker-biker alanında dört kişiydik. Ailesiyle seyahat eden Quebec'li konuşkan bir adamla da tanıştık.
Tek eksik wifi'ydi: Sadece 30 dakika kullanabildim. O kısa sürede babama bir e-posta attım, anneme de Facebook'tan yazdım. Önümüzdeki iki gün yine eyalet parklarında kalacaktık ve büyük ihtimalle onlara ulaşamayacaktım. Park çalışanları her zamanki gibi güler yüzlüydü. Bu turda KOA'lara gönlümü kaptırdığımı artık itiraf etmeliyim.


Sausalito · Körfezin bu yakası
Wrights Beach'te geceyi geçirdikten sonra kıyı yolu bizi Sausalito'ya getirdi. Önümüzde körfez, körfezin öbür yakasında sisin içinde San Francisco... Kollarımı açıp uçak gibi poz verdim. Yolda karşılaştığımız bisikletçi arkadaşlarla da bir hatıra fotoğrafı çektirdik.


Golden Gate · Sisin içinden kırmızı bir köprü
Ve sonra o köprü. Filmlerde, kartpostallarda gördüğüm Golden Gate'in kuleleri sisin içinde kayboluyordu. Önündeki çimenlikte kolumu havaya kaldırdım, sonra Philip'le yan yana poz verdik. Köprünün üstünde ise rüzgâr, sis ve hemen yanımızdan akan arabalar vardı. Vancouver'dan bu köprüye kadar pedal çevirerek gelmiştik. Birkaç feribot hariç, tabii :)
Vancouver'dan bu köprüye kadar pedal çevirerek gelmiştik.





San Francisco · Taksim ile Bodrum'un karışımı
San Francisco'daki ilk gecemizi Amsterdam Hostel'de geçirdik. Şehir bana Türkiye'de en sevdiğim iki yerin, Taksim ile Bodrum'un karışımı gibi geldi. Tek farkı yokuşlarıydı; bu şehrin yokuşları insanı bazen çileden çıkarıyor. İlk akşam In-N-Out'ta hamburger yedik, fena değildi. Hostel temizdi; orada Kaliforniya'yı gezen Alman bir kız ve erkek kardeşle tanıştık. Wifi ise yavaştı ve odadan çalışmıyordu.


İkinci gece hafta sonu tarifesi yüzünden 68 dolar ödedik. Bir dahaki sefere mutlaka internetten önceden ayırtacağım. Hostelin ücretsiz pankek kahvaltısı vardı ama sırada bekleyen kalabalık yüzünden pişirmek neredeyse imkânsızdı. Ben de Subway'in 3 dolarlık kahvaltı menüsünü keşfettim; çok daha iyi bir fikirmiş. Bir gece odam dolacağı için Philip'in odasına taşındım. Odayı Alman bir çiftle paylaştık.





Pier 39 · Deniz aslanları ve fiyatı yazılmayan biralar
Pier 39 tam bir turist merkeziydi: hediyelik eşya dükkânları, restoranlar... Ama ben sevdim. İskelenin yanında deniz aslanları durmadan ses çıkarıyordu, karşıda da Alcatraz vardı. 4 mıknatıs ve 2 mutfak eldiveni aldım; eldivenlerden biri annem için, öbürü Joylin içindi.


San Francisco'nun asıl tuzağı ise içkiydi. Yemek yerken fiyatlar normaldi ama sadece bir şeyler içmek istediğinizde iş değişiyordu: Fiyatlar çok yüksekti ve menülerde alkol fiyatı bile yazmıyordu. Hard Rock Cafe'de hamburger yedik, nachos paylaştık ve üç bardak gazlı içecek içtik. Ortam güzeldi, hızlı wifi sayesinde ailemi aradım. Hesap 70 dolar tuttu. Ama kimin umurundaydı ki, zaten meteliksizdim :)

Sonra dünyaca ünlü Hooters'a uğradık. Neyle ünlü olduğunu hepimiz biliyoruz; biz de “kültürel bir deneyim” diyerek girdik :) Ama asıl ders başka yerden geldi: 90 dolarlık bir hesap. Bira çok güzeldi, ona itirazım yok; ama gecenin en kötü kısmı hesaptı. O gün kendime bir söz verdim: Fiyatını bilmediğim bir yerde bir daha asla bira içmeyeceğim.

Birkaç gün sonra bisikletlere yeniden binecek ve şehri güneye doğru arkamızda bırakacaktık. Önümüzde turun en ünlü kıyı yolu vardı: Big Sur.

- Gece kaldığımız yerler: Manchester yakınındaki KOA (hiker-biker alanı 9 dolar, jakuzi ve ücretsiz mutfak), Wrights Beach, San Francisco'da Amsterdam Hostel. Bugünkü durumları için: Nerede kaldık?
- 2011'de fiyatlar: Amsterdam Hostel'de hafta sonu gecesi 68 dolar, Subway kahvaltı menüsü 3 dolar, Hard Rock Cafe 70 dolar, Hooters 90 dolar.
- Yoldan çıkan ders: San Francisco'da hafta sonu fiyatları yükseliyor; hosteli önceden ayırtın. Fiyatını bilmediğiniz yerde bira içmeyin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder